Kronik prostatit nasıl olur?

Farklı şekillerde oluşabilse de, en sık görülen enflamasyon hali, asini komşuluğundaki stroma içine lenfositik infiltrasyondur.

Kronik prostatite neden olan etkenler

  • BPH, üretra darlığı gibi disfonksiyonel işemeye neden olan idrar akımının basıncını yükselten mesane boynunun ve üretranın yapısal bozuklukları
  • Prostatik kanallara olan idrar kaçışı (reflüsü) en önemli etkendir.
  • İmmun değişiklikler
  • Sistit sebepleri
  • Pelvik taban aşıları
  • Psikolojik nedenler

Prostatit sınıflaması

1.kategori Akut Bakteriyel prostatit

2.kategori Kronik bakteriyel prostatit

3.Kronik pelvik ağrı sendromu

A)İnflamatuar KPAS

  1. Non-inflamatuar KPAS
  2. Asemptomatik inflamatuar prostatit

B)Prostatitlerde Tedavi

  1. ve 2. Kategorilerdeki hastalıklar çoğunlukla hastaneye yatırarak veya ayaktan (evde) antibiyotik ve antienflamatuar ilaçlar ile tedavi edilmektedir.

4.kategorideki asemptomatik inflamatuar prostatit özellikli bir belirti vermeyen; BPH, prostat kanseri ve kısırlık ile birliktelik gösterebilen; özellikli bir tedavisi olmayan bir prostatittir.

Kronik prostatitte (Kronik Pelvik Ağrı Sendromunda) neler görülür?

3.kategori de yer alan kronik pelvik ağrı sendromunda en sıklıkla ve hatta bazen tek başına rastlanılan en önemli semptom genital bölgede hissedilen ağrıdır. Hastaların çoğunda ağrının yanında sık idrara çıkma, aniden idrara sıkışma hissi, kesik kesik idrar yapma gibi belirtiler bulunur. Cinsellik sonrası boşalma esnasında veya sonrasında da ağrı görülebilir.

Kronik prostatitte (Kronik Pelvik Ağrı Sendromunda) tedavi

Bu hastalık, hastanın hayat performansını çok etkilediği ve tedavilere olan yanıtsızlığı sebebiyle günümüze kadar hem hastaları hem de üroloji uzmanlarını çok zorlamaktaydı. Bu gruptaki hastalar uzun yıllar boyu çok fazla sayıda antibiyotik ve antienflamatuar türevi ilacı kullanmışlardır. Alternatif olarak prostatın tamamen alınmasına kadar giden çok zor vakalar da olmuştur.

Kronik Pelvik Ağrı Sendromu ve BPH arasındaki benzerlikler

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, kronik prostatitte(KPAS) görülen kesik kesik işeme, sık idrara çıkma, idrarda yanma, ejekülasyon esnasında rahatsızlık hissi gibi halk arasında bilinen adı ile prostat hastalığı (BPH) ile ortak belirtilere sahiptir. Hastalar çoğunlukla kronik prostatit tanısı alana kadar uzun yıllar BPH açısından takip edilmektedirler.

Kronik Pelvik Ağrı Sendromu ile BPH arasındaki farklar

Hasta BPH ile ilgili semptomları kendisinde görmeye başladıktan sonra genellikle bir üroloji uzmanına gider ve tetkiklerini yaptırmasına rağmen genel olarak bir anormalliğe rastlanmadığı söylenerek evine gönderilir. Bu senaryo yıllar içinde sayısız şekilde tekrarlanır. Hasta yaşadıklarından muzdarip bir şekilde devam eder. Birçok alternatif yönteme yönelir ve bunlar genellikle BPH için alternatif oluşturan tedavilerdir.

Kronik Pelvik Ağrı Sendromu ve günümüz teknolojisi

Bu hastalar için artık ESWT tedavisi yeni nesil bir protokol sunmaktadır. Kronik prostatit olan hastaların semptomlarının düzeltilmesinde  ve eski hayatlarını geri kazanmalarında yüksek başarı göstermektedir. Kronik prostatitte görülen enflamasyonun baskılanmasında yeni damar oluşumunun ve doku rejenerasyonunun nedenli önemli olduğu hastaların geri bildirimlerinden anlaşılmaktadır.

Kronik prostatit (KPAS) ve ESWT

ESWT seanslarının başlaması ile birlikte hastaların semptomlarında hızlı bir azalma ve psikolojilerinde ciddi bir düzelme çok erken safhalarda görülmeye başlanmaktadır. Doku iyileşmesi tamamlandıkça ilerleyen dönemlerde hastalar hayatlarının kontrolünü tekrar ellerine almaktadırlar. İleri derecede semptomları olan hastalara uygulanan prosedürler ile karşılaştırıldığında (prostat operasyonları, prostat içine uygulanan enjeksiyonlar gibi) hayat doğal akışına çok uygun ve başarı oranı çok yüksek bir tedavi protokolü sunmaktadır. 15-20 dakika süren, ağrısız seanslar sonrası hasta günlük işlerine hemen dönmekte ve komplikasyonsuz tedavinin avantajlarını yaşamaktadırlar.

ESWT Uygulamasının Avantajları Nelerdir?

  • ESWT uygulamalarının en önemli avantajı herhangi bir şekilde protez, ilaç gibi ürünlerin kullanılmıyor olmasıdır. Bu özellik nedeni ile günlük yaşama hemen tedavi sonrasında devam etmek mümkündür. Tamamen invaziv olan bir tedavi yöntemidir ve günün herhangi bir zaman diliminde uygulanabilir.
  • İşlem sonrasında ve işlem sırasında herhangi bir şekilde anestezi işlemine gerek olmamaktadır.
  • Diğer tedavi yöntemlerinde kullanılan birçok ilaç türevi vücutta birtakım etkiler ve kalıntılar bırakır. ESWT uygulamalarında ilaç kullanılmadığı için vücutta hormonlara etki edecek ve kalıntı bırakacak herhangi bir durum söz konusu değildir.
  • ESWT uygulamalarında başarı oranı diğer uygulamalara göre odlukça yüksektir. Yapılan uygulamalardan %80 oranına varan başarılardan söz etmek mümkündür. Diğer uygulamalarda ilaç tedavilerinde bile başarı oranı maksimum %60 oranında kalmaktadır.
  • ESWT uygulamaları kalıcı uygulamalardır. Bir kez bu uygulamayı tercih edenler tedavi sürecinin ardından daha önceden kullanmak zorunda oldukça ilaçları kullanmak zorunda değildir.
  • Tedavinin hemen ardından 3-4 hafta gibi bir süre içerisinde vücuttaki hormon dengesi normale dönmektedir. Bu durumun sonucu olarak da vücut kısa bir süre içerisinde ereksiyon olabilme özelliğini tekrar kazanmış olur.
  • Birçok tedavi yönteminin aksine ESWT uygulamalarında hastalarda yan etki problemi görülmez. Bu nedenle de oldukça güven veren bir uygulamadır. Eğer güvenilir bir merkez tercih edilirse kısa sürede problemlerden kurtulmak sağlığa tekrar kavuşmak mümkün olur.